Turk porno sinema

Turk porno sinema

Porn For Free XXX - Porn-For-Turk porno sinema-XXX. Aşk-ı Memnu, sonra Fatmagül’ün Suçu Ne’de karşımıza çıkan ürkekçe kotarılmış cinsel gösteriye verilen şiddetli tepkileri düşününce gerçekten de suçun kimde olduğunu merak etmeden duramıyoruz.

Amerikanın en muhalif ve ilginç karakterlerinden biri olan, Hustler dergisinin kurucusu Larry Flynt, 1977 yılında Ohio’da yaptığı konuşmada, seksi lanetleyen tüm politikacılar için söylediği şu sözler sanırım hala geçerliliğini koruyor. Politikacılar seksi gösteren yayınlar gençliği bozuyor derler, ama yalan söyler, aldatır ve din dışı savaşlar başlatırlar. Gerçek ahlaksızlık çocuklarımızı yetiştirirken onlara, seks kötü ve pistir dememizdir ve onlara insanlık adına kan dökmek kahramanlıktır dememizdir. Seksle ilgili bunca tabu varsa sorunlarımız var demektir. Aradan geçen 34 yılda, toplumun yaşamda var olan ya da perdede gösterilen cinselliği algılamasında bir değişme olmadığı, durumun giderek kötüleştiği de ortada. Larry Flynt’in müstehcenlik konusunda söylediklerini dikkate aldığımızda ise kafamız karışıyor doğal olarak.

Cinselliğin imasını yapmaktan da, bunun açıkça gösterilmesinden de rahatsızlık duymuştur. Mürebbiye’ ise sinemamızda cinselliğin tamamen hâkim olduğu ilk filmdir. Bir yerde cinsellik varsa orada sansür de vardır. Cilveleşmeden öte gidilemeyen ama kadın bedeninin daha önce hiç olmadığı gibi görüldüğü bu filmin başına da bu gelir. Ahlaki olduğu kadar siyasi bir niteliği de bulunan sansür, İstanbul’daki Fransız işgal kuvvetlerinin komutanı Franchet d'Espèrey tarafından, filmin aşüfte mürebbiyesi Anjel’in bir Fransız olması gerekçe gösterilerek uygulanır. Anjel’i seks içeren ya da ima eden neredeyse tüm filmlerde görünen arsız ve edepsiz nemfomanik karakterlerin stereotipidir. Suzan Avcı, Mine Soley, Seyyal Taner, Sevda Ferdağ, Birsen Ayda, Ayşe Nana, Neriman Köksal ve daha bir sürü kadın oyuncu yıllar içinde bu karakteri neredeyse aynı halet-i ruhiye içerisinde canlandırmışlardır ama asıl ilgi çekici olan bu tarz rollere çıkan oyuncuların kendi özel hayatlarını da cesur kadınlar olarak yaşamalarıdır.

Aslında 1950’lerden itibaren filmlerde üstü kapalı cinsel göndermelerin ya da göstermelerin sayısı artmakta ama filmlere seksüel bir anlam yüklenmemektedir. Televizyon’ denen yeniliğe karşı verilen mücadeleden kaynaklanan bir ticari sinema refleksi olsa da zaman içinde kontrolden çıkması kesin görünüyordu ve öyle de oldu. Fakat batıdaki örneklerinin aksine, cinselliğin grotesk bir şekilde eyleme dönüştüğü furya filmleri dâhil, kadın ve erkeğin sevişmesini kutsayan, suçluluk duygusundan tamamen arınmış gösteriler değildir. Perdede, erkeğin cinsel açlığını sömüren bir tür gösteri gerçekleşirken, kadının ve bedeninin aşağılanması aynı muhafazakâr ahlakla devam etmektedir. Zerrin Egeliler, Dilber Ay ya da Zerrin Doğan’ın tecavüze uğradığı bu cinsel psikopatlık gösterisi bu tür seyirci için şahane bir mastürbasyon katalizörü olarak iş görmektedir.